çizimlerin bu sade hali baya hoşuma gitti, her boşluğu doldurmamışlar da gözüm nereye bakacağını kendi seçiyor gibi, az eşyalı bir odada tek bir renkli örtünün hemen göze çarpması gibi bi şey, görüntüyü durdurup incelemeden de çizgilerin tadı çıkıyor. hareketlerin hep aynı pürüzsüzlükte olması gerekmiyor bence, burda daha çok çizimlerin bir araya gelince nasıl göründüğüne takıldım, ilk bakışta alışılmadık duran tarzı izledikçe daha çok sevdim, her şeyin eskisiyle aynı görünmesini beklemeyince bakacak başka şeyler buluyorsun. o dünyanın içinde acele etmeden dolaşma hissi de güzel, hemen sıradaki büyük meseleye geçmek zorunda değilmişiz gibi geliyor, bir şeyleri tanımaya vakit kalması bende merakı azaltmadı, tersine biraz daha bakayım derken süreyi pek düşünmedim ve bu yavaşlık gözüme batmadı. fantastik bir yerde sürekli yeni bilgi yetiştirmeye çalışınca görüntüler arada kaynıyor bazen, burda çizimlere bakarken bir yandan anlatılanları kaçırıyorum telaşına girmemek hoşuma gitti, sadece neler olacağını değil nasıl bir yerde olduğumuzu da düşünmeye zaman var, ben o aralarda sıkılmadım. renkli bir defterin sayfalarını hızlı hızlı çevirmek yerine açık duran sayfaya tekrar bakmak gibi, çizgiler çok dolu değil diye bakacak şey kalmıyor sanıyorsun ama bende öyle olmadı, bu görünüme alıştıkça daha da rahat izledim, özellikle her hareketin peşinden koşmadan resmin bütününe bakmak hoşuma gidiyor